SÖZLEŞMELERİN ŞEKLİ

SÖZLEŞMELERİN ŞEKLİ

            Geçmiş zamanlarda kişiler tarafından verilen sözün senet olarak kabul edildiği dönemlerin artık geride kaldığı, yapılan alacak-borç ilişkilerinde artık sözleşmelere ihtiyaç duyulduğu tarafımıza gelen hukuki ihtilaflardan anlaşılmaktadır. Çoğumuz büyüklerimizden duymuşuzdur; “… kişinin verdiği söz, senettir, sonunda ölüm de olsa sözünü tutar, benim borcumu öder” ya da “ gönderilen malda sorun çıkarsa Ahmet kefil olmuş” denilirdi. Genel olarak da geçmişte anlatıldığı gibi verilen sözlerin kıymeti olmuş ve yazılı bir sözleşmeye gerek duyulmamıştır. Güvene dayalı sözlü anlaşmalar artık günümüzde önemini yitirmiş olup yapılan her işlemde yazılı şekil adeta esas olmuştur. Aslında (kanunda belirtilen özel sözleşmeler istisna) sözleşmelerin şekil şartı, ispat şartı ile paralellik göstermektedir. Bir sözleşmenin şekil şartı ileride doğacak hukuki ihtilafta ispat şekli açısından önem arz etmektedir.

            Makalemizde inceleyeceğimiz olan sözleşme şekli 6098 sayılı Borçlar Kanunu 12.madde ve devamında düzenlenen sözleşme şekli olacaktır. Borçlar Kanunu 12.maddede sözleşmelerin kanunda aksi bir düzenleme öngörülmedikçe herhangi bir şekle bağlı olmadığını, kanunda öngörülen şeklin kural olarak geçerlilik şekli olduğu ve öngörülen şekle uyulmaksızın yapılan sözleşmelerin hüküm doğurmayacağı belirtilmiştir. YİBK., 30.09.1988 tarihli kararında genellikle sözleşmelerdeki şekil amacının taraflara düşünme imkanı, ispat kolaylığı sağlamak, taraflar arasındaki güveni geliştirmek, kamunun yararını korumak, sözleşmenin geçersizliği hakkında değişik ve gelişigüzel itirazların ileri sürülmesini önlemek olarak ifade edilmiştir.

Kanunda öngörülen şekil şartı mutlak olmayıp, “kanunda aksi öngörülmedikçe” kısıtlaması getirilmiştir.

            Her ne kadar kanun maddesinde sözleşmelerin herhangi bir şekle bağlı olmadığı belirtilmiş ise de biz yapılacak herhangi bir sözleşmenin mutlaka yazılı olarak yapılmasını önermekteyiz. Zira yapılan sözleşme hukuki ihtilaf konusu olduğunda ispat açısından sorunlar çıkmaya başlamaktadır. Örneğin 6100 sayılı HMK 200.maddede senetle ispat şartı düzenlemiş ve belirli bir miktarın üstünde olan alacaklarda yazılı delil ile ispat şartı getirilmiştir. Yine özel kanunlarda Taşınmaz Satış Vaadi sözleşmelerinin de mutlaka yazılı olarak yapılması öngörülmüştür. Günümüz şartlarında internet alışverişinin çoğalması, güven duygusunun azalması, dolandırıcıların türlü yollarla insanları kandırdıkları bilinen gerçeklerdir. Bu sebeplerle vatandaşlarımızın alacak-borç ilişkisi içerisine girdikleri veya kendilerine herhangi bir yükümlülük yükleyen anlaşmalar yaptıklarında bu anlaşmayı mutlaka yazılı yapmaları gerekmektedir. Hele ki sözleşmenin bir tarafı tacir ise sözleşmenin yazılı şekilde yapılmamasına mazeret sunma imkanı bulunmamaktadır.    

Yazılı Şeklin Unsurları

            Taraflar arasında yazılı sözleşme yapılırken kanunda belirtilen yazılı şekil unsurlarının tam olması gerekir.  6098 sayılı Borçlar Kanunu 14.maddede; “Yazılı şekilde yapılması öngörülen sözleşmelerde borç altına girenlerin imzalarının bulunması zorunludur. Kanunda aksi öngörülmedikçe, imzalı bir mektup, asılları borç altına girenlerce imzalanmış telgraf, teyit edilmiş olmaları kaydıyla faks veya buna benzer iletişim araçları ya da güvenli elektronik imza ile gönderilip saklanabilen metinler de yazılı şekil yerine geçer.” Kanun maddesinde belirtildiği üzere yazılı sözleşmede en önemli unsur “imza” unsurudur. Teknolojinin gelişmesi ile ıslak imza yerine elektronik imza da yağın bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Güvenli elektronik imza ile gönderilen metinlerin, yazılı şekil yerine geçmesi için 5070 sayılı Elektronik İmza Kanununa uygun olarak gönderilmesi ve alanlar tarafından bilgisayar ortamında kaydedilerek saklanabilmesi gerekmektedir. Kural olarak sözleşme yazılı metin şeklinde olması gerekir. Fakat Borçlar Kanunu 14/2.maddesinde; kanunda aksi öngörülmedikçe imzalı bir mektup, asılları borç altına girenlerce imzalanmış telgraf yazılı şekil yerine geçeceği belirtilmiştir. Bunun yanında fax veya buna benzer iletişim araçlarıyla ya da elektronik imza ile gönderilip saklanabilen metinler de ancak teyit edilmiş olmaları kaydı ile ve saklanabilme koşuluyla yazılı şekil yerine geçer. 

            Makalemizin başında belirtmiş olduğumuz üzere gerek alacak-borç ilişkisine girildiğinde gerekse herhangi bir yükümlülük doğuran işlem yapıldığında bunun mutlaka yazılı bir şekilde yapılmasını önermekteyiz. Mahkeme koridorlarında kardeşlerin, baba-oğulun, en yakın arkadaş veya dostların yazılı sözleşme olmadan güvene dayalı iş yapmaları sebebi ile birbirini dava ettiği tarafımızca bizzat görülmüştür. Tarafların elinde yazılı sözleşme olduğu vakit, hem dosya hakiminin hem de taraf vekillerinin işi kolay olmaktadır. Fakat yazılı sözleşme olmadan açılan davalarda gerçek hak sahibinin mağduriyeti ispat bakımından zorluklar yaşandığından var olan mağduriyet ikiye katlanmaktadır. Bu sebeplerle atalarımızın dediği gibi “ SÖZ UÇAR, YAZI KALIR” anlayışıyla vatandaşlarımızın işlemlerini yapması gerekir.

                                                                                   Av. MAHİR KARABOĞA

                                                                                            20.07.2020

Bu site, Bulut Web Site Logo Web Tasarım Sistemi kullanmaktadır.
Şimdi Ara Canlı Yardım