SAĞLIK ÇALIŞANLARININ HAKLARI

SAĞLIK ÇALIŞANLARININ HAKLARI

1 Aralık 2019 tarihinde Çin ülkesinin Hubei bölgesinin başkenti olan Wuhan şehrinde korona virüs (Covid-19) salgın hastalığının ortaya çıkması ve tüm dünyaya yayılması üzerine, salgın ile mücadelede başrol gösteren sağlık çalışanlarının hakları da tekrardan önem arz etmiştir. Ülkemizde de Mart 2020 tarihinde salgın hastalığın yayılması ve vaka sayılarının artması üzerine birtakım tedbirler alınmıştır. Hastalığın tedavi ilacının bulunmaması, kolayca bulaşma riski olması ve virüsün öldürücü düzeyde olması sebebi ile bu virüs ile mücadelede sağlık çalışanlarına büyük görev düşmüştür. Halen bile sağlık çalışanlarımız salgın hastalık ile yoğun bir şekilde mücadele etmektedir. Salgın hastalık ile yapılan mücadelede sağlık çalışanlarımızın bir kısmı da korona virüs hastalığına yakalanmış, bazıları vefat etmiştir. Bu sebeplerle sağlık çalışanlarının hakları gündemimizde yer edinmeye başlamıştır. Ayrıca zaman zaman sağlık çalışanlarının görevlerinden dolayı saldırıya ve şiddete maruz kalmaları da sağlık çalışanlarının haklarını yeniden gündeme getirmiştir.

Sağlık çalışanlarının hakları ele alınırken, hekim hakları esas alınarak sınıflandırma yapılacaktır. Zira hasta ile yaşanan hukuki uyuşmazlıkların karşı tarafında, ağırlıklı olarak hekimler bulunduğundan gerek yargı kararları gerekse doktrin, konuya hekimler üzerinden eğilmeyi tercih etmiştir[1]. Sağlık çalışanlarının meslek hukuku açısından hakları değerlendirilirken, Türk Tabipler Birliği Hekim Hakları Bildirgesi’ndeki[2] ayrımdan yola çıkılmıştır. Bu kapsamda ilk olarak, sağlık hizmeti sunulan kişiler ve topluma karşı olan haklar; ikinci olarak ise sağlık hizmetini örgütleyen ve finanse eden kurumlar ile çalışmakta oldukları kurumlara karşı olan haklar olmak üzere, ikili bir ayrım yoluna gidilmiştir[3].  Bu ikili ayrımın alt başlıklarına ayrılmasında ise mümkün oldukça hakkın içeriğine ve hakkın ileri sürüleceği muhataba dikkat edilerek gruplandırma yapılmıştır. Sağlık çalışanları, görev tanımları uyarınca hastalara sağlık hizmeti sunmakta olup hastalara karşı bir takım borç ve yükümlülük altına girmektedirler. Bununla birlikte, sağlık çalışanlarının hastalara ve topluma karşı ileri sürebilecekleri bazı hakları da bulunmaktadır. Örneğin; hasta ve hasta yakınlarından kendisine saygılı davranılmasını ve güvenilmesini bekleme, tedavi sürecinde iş birliği isteme ve iyileşme garantisi vermeme gibi haklar; sağlık çalışanlarının hastalara karşı ileri sürebileceği haklardan olup bunları aşağıda maddeler halinde inceleyeceğiz.

Sağlık Çalışanlarının Hakları Nelerdir?

  • Hasta ve yakınlarından kendisine saygılı davranılmasını ve güvenilmesini bekleme hakkı: Her sağlık çalışanı, sağlık hizmeti verdiği hasta ve hasta yakınlarından, kendisine güvenilip saygılı davranılmasını talep etme hakkına sahiptir. Bu hak, hasta ve sağlık çalışanları arasındaki ilişkinin her yönüyle sağlıklı gelişmesinde kilit bir role sahiptir. Nitekim, kendisine güvenilmeyen ve saygı duyulmayan bir sağlık çalışanının ne hastaya ne de sağlık hizmetine faydasının olmayacağı açık bir şekilde görülmektedir[4]. Fakat günümüzde; öncelikle hasta ve sağlık çalışanlarının hakları arasındaki dengenin sağlanamaması olmak üzere hasta ve/veya hasta yakınlarıyla sağlık çalışanları arasında bu ilişkinin istenilen şekilde kurulamadığı görülmektedir. Hatta sağlık çalışanları bu haklarına kavuşabilmek bir yana, hasta ve hasta yakınlarının psikolojik ve fiziksel şiddetine maruz kalarak birçok hak ihlaline maruz kalmaktadırlar. Ahval böyle olunca, sadece kağıt üzerinde kalan bu hakların, daha etkili olabilmesi için başta hukuk düzeninde olmak üzere, çeşitli ciddi adımlar atılmalıdır.
  • Tedavi sürecinde iş birliği isteme hakkı: Sağlık çalışanları, üzerlerine düşen sağlık hizmetlerini ne kadar özenli ve layığıyla yerine getirirse getirsinler, hastanın sağlığına kavuşmasında tek ve bütün rol, sadece sağlık çalışanlarına ait değildir. Kuşkusuz istenilen sonucun gerçekleşmesinde hasta ve hasta yakınlarının sağlık çalışanlarıyla ne kadar iş birliği içinde olduğunun da değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bakımdan hasta ve hasta yakınlarından sağlık çalışanlarıyla birlikte iş birliğini beklemek, sağlık çalışanlarının en doğal haklarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır.
  • Tedaviyi yarıda bırakma ve hastayı reddetme hakkı: Tedaviyi yarıda bırakma ve hastayı reddetme hakları, Tıbbi Deontoloji Tüzüğü[5] 18. Ve 19. Maddelerinde düzenlenen haklardan olup, bu hakların temelinde, yine hasta ile sağlık çalışanı arasındaki güven ilişkisi yatmaktadır[6]. Bu kapsamda, Tıbbi Deontoloji Tüzüğü’nün 18.Maddesi uyarınca, hekim ve diş hekiminin acil yardım, resmi veya insani vazifenin ifası halleri hariç olmak üzere, mesleki veya şahsi sebeplerle hastaya bakmaktan çekinebileceği düzenlenmiştir[7]. Ancak anılan maddeye göre, hastayı ret hakkı, mutlak bir hak olmayıp acil yardım, resmi veya insani vazifenin ifası halleri dışında kullanılabilen bir haktır. Dolayısıyla sağlık çalışanları, hastayı reddetme hakkını keyfi olarak kullanmayacak olup ret gerekçelerini açık ve net bir şekilde gösterebilmeleri gerekmektedir. Aksi takdirde, ortaya çıkacak olan tablo, hekimlik etik kurallarıyla bağdaşmayacağı gibi, ilgili sağlık çalışanının hukuki ve cezai sorumluluğunun da doğmasına neden olacaktır[8] .
  • İyileştirme garantisi vermeme yükümlülüğü: Tedavi ya da tıbbi müdahale gibi, hastaya sunulan sağlık hizmetleri sonucunda, kural olarak, hastaya iyileşme garantisi verilemeyecektir. Nitekim Tıbbi Deontoloji Tüzüğü’nün 13. Maddesinde, hekim ve diş hekiminin, ilmî icaplara uygun olarak teşhis koyup gereken tedaviyi uygulayacağı, ancak bu faaliyetlerinin mutlak surette iyileşme ile neticelenmemesinden dolayı, deontoloji bakımından muaheze edilemeyeceğini yani ayıplanamayacaklarını kaleme almıştır. Esasen, her hekim, uyguladığı tedavi ve tıbbi müdahale neticesinde, hastanın arzulandığı gibi şifaya kavuşmasını ister. Ancak daha en başında insan, ruhsal ve fiziksel olarak karmaşık bir yapıya sahip olduğu için, iyileşme garantisinin verilmesinin mümkün olmayacağı kabul edilmiştir. Buna sağlık mesleğinin yoğun, yıpratıcı çalışma koşulları da eklendiğinde, böyle bir garantinin verilmemesi daha da anlaşılır hale gelecektir[9]. Aynı zamanda, bu yükümlülük/hak bağlamında şu ayrım da dikkate alınmalıdır: Hekim ile tedaviye gelen hasta arasında, genel olarak, eser sözleşmesi veya vekâlet sözleşmesi gibi çeşitli sözleşmeler kurulmaktadır. Aralarındaki sözleşmenin gereği olarak da hekimin, başladığı tedaviyi sonuçlandırması gerekmektedir. Şayet bu sözleşme, vekâlet sözleşmesi olarak adlandırılıyorsa, hekimin hastaya tamamen iyileşme garantisi verme hak ve yetkisi yine bulunmamaktadır[10].
  • Hastanın tedavisiyle ilgili usul ve yöntemleri belirleme hakkı: Tıbbi Deontoloji Tüzüğü’nün 6.Maddesinde; hekim ve diş hekiminin, sanat ve mesleğini icra ederken, hiçbir tesir ve nüfuza kapılmaksızın, vicdanî ve mesleki kanaatlerine göre hareket edeceği, ayrıca uygulayacakları tedaviyle ilgili usul ve yöntemi belirleme hakkına sahip oldukları düzenlenmiştir[11]. Bu kapsamda, hekim, karar verirken çıkar çevrelerinin etkilerinden uzak, özgür ve bağımsız olarak, hastanın yararına olacak şekilde karar vermelidir[12]. Uzun zamandan beri ve genel olarak uygulanan kural ve yöntemlerden ayrılan hekimin, bu tercihini objektif nedenlere dayandırması gerekmektedir. Aksi takdire, hekimin, objektif bir nedene dayanmadığı ihtimali dikkate alınacaktır[13].
  • Sağlık Hizmetini Örgütleyen ve Finanse Eden Kurumlar ile Çalışmakta Oldukları Kurumlara Karşı Hakları: Bu hakkı çalışma koşullarına ilişkin haklar, özlük hakları ve demokratik haklar olmak üzere üç alt başlık şeklinde inceleyeceğiz.
  • Çalışma koşullarına ilişkin hakları: Sağlık çalışanlarının yoğun çalışma koşulları ve nöbetleri göz önüne alındığında, vakitlerinin çoğunu çalıştıkları sağlık kurumlarında geçirdiği ve çalışma tempolarının oldukça yorucu olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Hal böyle olunca, temiz bir ortamda çalışmaları, çalıştıkları ortamın modern ve tam donanımlı olması, mesleklerini özgürce icra edebilmeleri, yeterli gelir elde etmeleri gibi temel hakları mutlaka sağlanmalıdır.
  • Temiz ve sağlık bilgisi kurallarına uygun sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışma ve çağdaş tıp olanaklarından yararlanma hakkı: Çalışma ortamının temiz ve mesleği çağdaş bir şekilde icraya elverişli halde bulunması gerekmektedir.[14]
  • Gereğinden fazla sayıda hastaya bakmama hakkı: Gereğinden fazla sayıda hastaya bakmama hakkı, hem yukarıda değinilen hekimin sağlığını koruma hakkı hem de toplum sağlığını ilgilendirmektedir. Sağlık çalışanları ve özellikle hekimlerin çalışma saati içerisinde bakabileceği hasta sayısı, makul şekilde sınırlandırılmış olmalıdır.[15]
  • Uzmanlık alanına girmeyen hastalıklara bakmama hakkı: Bilindiği üzere tıp bilimi, kendi içinde birden çok uzmanlık bölümüne ayrılan ok geniş bir bilim dalıdır. Dolayısıyla, hastanın hastalığı hangi uzmanlık alanına dahilse, o alandaki uzman hekimin hastayı muayene etmesi yerinde olacaktır.[16]
  • Tıbbi etik ilkelerine bağlı olunmasını isteme hakkı: Her sağlık çalışanı, bizzat tıbbi etik ilkelerine bağlı olmakla yükümlü olduğu gibi, kendisi de diğer meslektaşlarından tıbbi etik ilkelerine bağlı olunmasını isteme hakkına sahiptir.[17]
  • Mesleğini icra ederken özgür ve bağımsız karar verme hakkı: Hekimler ve diğer sağlık çalışanları, sadece hastaya karşı değil; aynı zamanda hasta yakınlarına, topluma ve bilime karşı da sorumludur. Ancak bu sorumlulukları, sağlık çalışanlarının, sağlık hizmeti sunarken herhangi birinin emir ve etkisi altında olduğu sonucuna götürmemelidir. Bilakis, hekimler ve sağlık çalışanları sağlık hizmetini uygularken kimsenin emir ve telkini altında değildirler.[18]
  • Özlük hakları: Sağlık çalışanlarının, sağlık hizmetini örgütleyen ve finanse eden kurumlar ile çalışmakta oldukları kurumlara karşı hakları başlığı altında, çalışma koşullarına ilişkin haklardan sonra sağlık çalışanlarının özlük haklarına da değinmek gerekir. 
  • Ücret isteme ve yeterli gelir elde etme hakkı: Sağlık çalışanlarının aldıkları eğitim, üstlendikleri mesleki risk ve harcadıkları emek nazara alındığında, yeterli ve tatmin edici bir ücret almalarının en doğal hakları olduğu kabul edilmelidir.[19]
  • Çalışma süreleri, nöbet, fazla çalışma, dinlenme ve izne ilişkin hakları: Öncelikle belirtmek gerekir ki, özellikle hekimlerin normal olarak bakması gerekenden fazla hastaya bakması, çalışma süresinin uzamasına neden olmakta ve bu durum çalışma süreleri bakımından yasal düzenlemenin durumu ile bu düzenlemelerin pratikte uygulanabilirliğinin önemine işaret etmektedir[20]. Nöbet süresi, saat sekizde başlayıp ertesi gün saat sekize kadar devam etmektedir ve icap nöbeti yani ev nöbeti dışındaki nöbet türlerinde, nöbetçi olanların kurumdan ayrılması mümkün değildir. Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği’nin[21] 42. Maddesinde nöbet türleri; acil, branş, icap (evde) ve normal nöbet olmak üzere, dört gruba ayrılmıştır. Acil ve branş nöbetlerinin hangi hallerde tutulacağı; hastanenin türüne, personel mevcuduna, iş durumuna ve hizmetin gereklerine göre başhekim tarafından düzenlenir. Eğitim hastanelerinde uzman ve uzmanlık eğitimi görenlerden kimlerin olacağı, hangi nöbete gireceklerini ve ne nöbeti tutacaklarını yine başhekimin düzenleyeceği belirtilmiştir.
  • Nöbet sonrası dinlenme-izin hakkı, nöbet-fazla çalışma ücreti hakkı: Öncelikle, özel kurum ve kuruluşlarda çalışanlar bakımından, İş Kanunu’nun 41. Maddesi ve devamında, nöbet ve benzeri adlar altında yaptırılan fazla çalışmaların, nasıl karşılığı olacağı düzenlenmiştir. İş Kanunu’nda fazla çalışma, haftalık kırk beş saati aşan çalışma olarak belirlenmiştir. Haftalık çalışma süresi, sözleşme ile kırk beş saatin altında belirlenmiş ise, bu durumda haftalık çalışma süresini aşan ancak kırk beş saate kadar olan çalışma, fazla sürelerle çalışma olarak tanımlanmıştır.
  • Dinlenme ve izin hakkı: Sağlık çalışanlarının yoğun bir çalışma temposunda mesleklerini yerine getirmeye çalıştığı malumdur. Bu yoğun ve stresli ortamın yarattığı yorgunluk, yıpranmışlık ve kayıtsızlaşma gibi olumsuz duygular giderilmediği takdirde tükenmişlik sendromu gibi etkilerin varlığı söz konusu olacaktır. Bu kapsamda, sağlık çalışanlarının dinlenme ve izin haklarını düzenli şekilde kullanması, bu gibi olumsuz etkileri azaltacak, sağlık çalışanlarını mesleğinden soğutmayacak ve kaliteli bir sağlık hizmetinin sunulmasına vesilece olacaktır.
  • Mesleki bilgi ve becerisini geliştirme hakkı: Sağlık çalışanlarının, ağır mesleki, etik ve hukuki sorumlulukları üstlenebilmeleri için yeterli ve nitelikli bir eğitim alma hakkına sahip olduğunun kabulü gerekmektedir[22].
  • Danışmanlık (konsültasyon) hizmeti alma hakkı: Bir sağlık çalışanının meslektaşına danışması, onun en doğal haklarından biri olarak görüldüğü gibi, hastaya sunulan sağlık hizmetinin de daha kaliteli olmasını sağlamaktadır. Bu kapsamda, örneğin, hekimlerin konsültasyon hizmeti alma hakkı, Tıbbi Deontoloji Tüzüğü’nün 24. maddesinde düzenlenmiş olup buna göre hastaya bakan hekim veya diş hekiminin, konsültasyon yapılmasına gerek duyduğu takdirde, keyfiyeti hastaya bildireceği, bu teklifin hasta tarafından kabul edilmemesi ihtimalinde ise, hastaya bakan hekim veya diş hekiminin hastasını bırakabileceği ifade edilmiştir[23].
  • Cezai infazlarda bulunmayı reddetme hakkı: Hekimler ve diğer sağlık çalışanları, kişiyi cezalandırma yaptırımlarında görev almaya zorlanabilmektedir. Ancak Dünya Tabipler Birliği, devletin zorunlu kıldığı yöntem ne olursa olsun, hiçbir hekimden ölüm cezasına etkin biçimde katılmasının istenemeyeceği şeklinde yayınladığı Lizbon Kararları, Tokyo Bildirgesi ve BM Tıbbi Etik İlkeleri ile açıkça, hekimlerin ve dolayısıyla diğer sağlık çalışanlarının, kişiyi cezalandırma yaptırımlarında bulunmama hakları olduğunu açıklamaktadır. Zaten, başta sağlık mesleğinin doğası gereği, sağlık hizmeti sunan bu kişilerin insanı cezalandırmayı değil; onun yaşamını devam ettirmeyi sağlaması gerekmektedir[24].
  • Tanıklıktan çekinme hakkı: Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki “Meslek ve Sürekli Uğraşıları Sebebiyle Tanıklıktan Çekinme” başlıklı, 46. Maddesinde; hekimler, diş hekimleri, eczacılar, ebeler ve bunların yardımcıları ile diğer bütün tıp meslek veya sanatları mensuplarının, tanıklıktan çekinebilecek kişiler olduğu, bu sıfatları dolayısıyla hastaları ve bunların yakınları hakkında öğrendikleri bilgilerin tanıklıktan çekinme konu ve koşullarından biri olduğu belirtilmiştir.[25]
  • Hukuki yardım isteme hakkı: Bakanlık ve bağlı kuruluşlarında; sağlık hizmeti sunumu sırasında veya bu görevlerden dolayı personele karşı işlenen suçlar sebebiyle Ceza Hukuku kapsamında yürütülmekte olan işlemler ve davalarda, personelin talebi üzerine, Bakanlık ve bağlı kuruluşlarınca hukuki yardım yapılacağı, Bakanlık ve bağlı kuruluşları merkez ve taşra teşkilatı ile döner sermaye teşkilatı kadrolarında bulunan hukuk birimi amirleri, hukuk müşavirleri ve avukatların ayrıca vekâletname ibraz etmeksizin, ilgili personeli vekil sıfatıyla temsil edeceği belirtilmiştir[26].
  • Demokratik hakları: Sağlık çalışanlarının, sağlık hizmetini örgütleyen ve finanse eden kurumlar ile çalışmakta oldukları kurumlara karşı hakları başlığı altında, özlük haklarından sonra değinilecek olan son bölüm, demokratik haklarıdır.
  • Meslektaşlar arasında dayanışma ve yardımlaşmayı isteme hakkı: Dayanışma ve yardımlaşma ruhu, hem bilgi paylaşımına yardımcı olarak sunulan hizmetin kalitesini arttıracak, hem de sağlık çalışanlarının mesleklerinden duyduğu tatmini arttıracak ve yaşanan zorluk ve sıkıntılarda bireylerin tek başına olmadığını, meslektaşlarının da yanında olduğunu hatırlamalarını sağlayacaktır[27].
  • Örgütlenme hakkı: Hemen yukarıda değinilen, meslektaşlar arasında dayanışma ve yardımlaşmayı isteme hakkı bölümünde ele alınan meslek odası, birlik ve örgütler tam bu noktada yani örgütlenme hakkı kapsamında da kendini göstermektedir.
  • Çalıştığı kurumlarda yönetsel ve hizmete ilişkin kararlara katılma ve denetleme hakkı: Sağlık çalışanlarına hem çalıştıkları kurumlarda hem de ülke ile ilgili idari işlerde karar verme ve sağlık konularıyla ilgili hazırlanan mevzuatta, görüş bildirme hakkı tanınmalıdır. Zira bu kimseler, hem hizmet sundukları kurumlarda işin doğası gereği aktif ve sözü dinlenen konumda hem de toplumda itibar gören, aydın kişiler arasında sayılmaktadır. Böylece, hem sağlıkla ilgili hazırlanan mevzuat kâğıtta kalmayıp pratikte de uygulanabilecek ve gerçeklerle bağdaşacak hem de sağlık çalışanları, hizmet sunduğu toplumun ihtiyaç ve taleplerine yabancılaşmayacak; mesleklerine olan ilgi ve bağlılıkları artacak, çalıştıkları kurumlarda daha aktif ve kendinden emin şekilde görevlerini yapabilecektir[28].

Günümüzde birçok sebepten ötürü sağlık hizmetinin iki tarafı olan hasta ve sağlık çalışanı/hekim arasında sorunlar yaşandığı bilinmektedir. Sağlık sektöründe yaşanan bu sorunlar ve çözümleriyle ilgili ağırlıklı olarak, hasta odaklı konuya yaklaşıldığı görülmektedir. İşte bu sebeple, hasta ve sağlık çalışanı arasında korunması gereken dengenin sağlık çalışanları için eşitlenmesi amacıyla, genel eğilimden farklı olarak sağlık çalışanlarının hakları odak alınarak işbu çalışma hazırlanmıştır. Her ne kadar hasta ve sağlık çalışanı arasında işin doğası gereği hastanın sağlık çalışanları karşısında güçsüz, hukuken menfaatlerinin korunmaya değer olduğu görüşü benimsenmiş ve bu yüzden hasta hakları, hasta memnuniyeti ön planda tutulmuşsa da salt bir tarafı ihya etmenin de çözüm olmayacağı, böyle bir ihtimalde diğer tarafın yani sağlık çalışanlarının da hak ve menfaatlerinin zedeleneceğini öngörmek gerekirdi. Nitekim bu öngörü yapılamadığı için bugün hasta hakları konusunda birçok akademik kaynak, kurum, yargı kararı ve hukuki düzenleme bulunmaktayken, hekimler ve diğer sağlık çalışanları için aynı özenin gösterildiğini söylemek mümkün olmayacaktır. Bu çalışmada, özellikle sağlık çalışanları odaklı haklar ele alınmış olup bu alandaki yasal düzenlemelerin eksikliğine ve ağırlıklı olarak sağlık çalışanlarının sorumlulukları ve yükümlülükleri üzerinden ele alınan hasta hakları karşısında iki tarafın korunması gereken menfaatleri arasında sağlık çalışanları aleyhine dengesizlik yaratıldığına dikkat çekilmek istenmiştir.

Av. Mahir KARABOĞA

Kaynakça

Türk Tabipleri Birliği Hekim Hakları Bildirgesi. (2010). Türk Tabipleri Birliği: Türk Tabipleri Birliği Etik Bildirgeleri (s. 17-20). Ankara: Türk Tabipleri Birliği Yayınları.

ACAR, Z. (2018). SAĞLIK ÇALIŞANLARININ HAKLARI ve HAK ARAMA YOLLARI. İSTANBUL: KADİR HAS ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ÖZEL HUKUK ANABİLİM DALI.

DERHEM, B. (2006). Hekimlerin Mevzuata Göre Sahip Oldukları Haklar ve Cezai Sorumlulukları Konusunda Bilgi Düzeyi ve Davranışları. Ankara: Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı, Tıpta Uzmanlık Tezi.

ERDOĞMUŞ, E. (2007). Hekim Hakları. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı. 05 06, 2021 tarihinde https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=wBmNpkQC9Nhi90NLW7E7-a8CImsdV-Bi80v9Gd2OaKc9fh5T2f2nLotEfMwmvFpB adresinden alındı

ÖZKAN, H., & ÖNER , S. A. (2012). Özkan, Hasan/Öner Akyıldız, SunayHasta – Hekim Hakları ve Davaları,. Seçkin Yayıncılık.

ÖZTÜRK, T. (2016). Hafize: Hekim-Hasta İlişkisinde Haklar ve Sorumluluklar. 05 2021, 06 tarihinde http://www.toraks.org.tr/uploadFiles/book/file/173201492511-113.pdf adresinden alındı

SÜTLAŞ, M. (2000). Hasta ve Hasta Yakını Hakları . İstanbul: İstanbul Yayınevi.

TAMBAĞ, A. G. (2015). Hekim Hak ve Yükümlülükleri. Kocaeli: Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı.

TAMER ARSLAN, Ş. (2012). Yalan Tanıklık Suçu. Ankara: Ankara Üniversitesi Kamu Hukuku Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi.

ZENGİN, M. (2016). Hekimin Hukuk Rehberi. Ankara: Adalet Yayınevi.


[1] Tanrıverdi/Akova/Çevik, s. 27.

[2] ( Türk Tabipleri Birliği Hekim Hakları Bildirgesi, 2010)

[3] Tanrıverdi/Akova/Çevik, s. 27.

[4] (ÖZKAN & ÖNER , 2012)

[5] RG. 10436, 19.02.1960.

[6] (ERDOĞMUŞ, 2007)

[7] (ÖZTÜRK, 2016)

[8] (ERDOĞMUŞ, 2007)

[9] (ÖZKAN & ÖNER , 2012)

[10] 4 Y. 15. HD, 03.11.1999, E. 1999/4007, K. 1999/3968, Y. 13. HD, 09.04.2014, E. 2013/30822, K. 2014/10772, (http://www.yargitay.gov.tr/).

[11] (ÖZKAN & ÖNER , 2012)

[12] (ÖZTÜRK, 2016)

[13] (ERDOĞMUŞ, 2007)

[14] (ÖZTÜRK, 2016)

[15] (DERHEM, 2006)

[16] (DERHEM, 2006)

[17] (ÖZKAN & ÖNER , 2012)

[18] (SÜTLAŞ, 2000)

[19] (TAMBAĞ, 2015)

[20] (ERDOĞMUŞ, 2007)

[21] RG. 17927 (mükerrer), 13.01.1983.

[22] (ÖZTÜRK, 2016)

[23] (ÖZTÜRK, 2016)

[24] (ERDOĞMUŞ, 2007)

[25] (TAMER ARSLAN, 2012)

[26] (ZENGİN, 2016)

[27] (ÖZKAN & ÖNER , 2012)

[28] (ERDOĞMUŞ, 2007)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir